Direnç Yasası’nın Direnci

Hiç hayatınızda bir şeylere direndiğinizi hatırlıyor musunuz? Direncin olduğu yerde aksi yönde hareket eden iki farklı enerjiden bahsedebiliriz. İki kişi ağır bir eşyayı hareket ettirebilmek için aynı yöne doğru iterek  hareket etmesini sağlayabilirler.  Ancak birbirlerinin karşısında durup farklı yönlere doğru iterlerse güçlü olan kişinin ittiği yöne doğru eşyanın hareket etmesi gayet doğal bir sonuç olacaktır. Bu örnekte olduğu gibi içimizde birbiriyle mücadele eden iki karakter aynı şekilde hareket ettikleri müddetçe direnç yasasından bahsetmeyiz ancak durum her zaman böyle olmaz. 
Bir yanımızı insanlara  bağlanmaktan korkarken diğer yanımız ise ilişki yaşamak için yanıp tutuşuyorsa direnç yasasını gayet net bir şekilde görürüz. Bir başka örnekte ise öfke suçluluk gibi duyguları hissettiğimizde yaşamın keyiflerine, kendi muhteşem özelliklerimize direnç göstermiş oluruz yada bolluğu bereketi hak etmediğimiz inancımızla var olan berekete direniriz.
Direnç Yasası’nı  harekete geçiren unsurun, Kurban Bilinci’ni sürekli  yansıtan insanların başına geldiği aşikar. Sürekli ne kadar şanssız, ne kadar zavallı  olduğunu herkese anlatarak, hayatının sorumluluğunu almaya direnen bir kurban olarak bahseder kendisinden. Hep başına kötü şeyler gelmiştir, kendi başının  çaresine bakamayan sürekli başkalarını suçlayan tutumu, onların kendisine gizli fayda sağladığından bile söz edebiliriz. Bazen de farkında olmadığımız korkular direnmeyi körükler.

Direnç kimi zaman da farkındalık ile  ilgilidir.

Size 10 yıldır zen ustası olmak için uğraşan bir adamdan bahsedeceğim. Bu adam yıllarca aydınlanmanın en iyi bilinç durumu olduğunu düşünüp  sırf o an’a erişebilmek aydınlanmak için direnç göstermiş .

Bir gün çarşıda  dolaşırken  bir müşterinin kasapla yaptığı konuşmaya tanık olur.   Müşteri      ” bana en iyi etini ver ” diye söylediğinde,  kasap o’na    ” Bu etlerin hepsi iyidir.”  der. Yıllarca aydınlanmanın peşinde direnen adam o an aydınlanır. Çünkü kasabın söylemiş olduğu bu etlerin hepsi iyidir sözü  her an’nın kıymetli olduğu hakkında zen ustası adayımıza ışık olmuştur. 

Bu hikayeden iki  anlam çıkıyor, her an’ımız kıymetli ama sadece an! hemen şu an !! daha da önemli ikinci anlam ise direnç göstermenin sonunda kaybeden tarafın hep direnç gösteren taraf olduğudur.  Olanı olduğu gibi kabul edip yolumuza bakmak iyi bir fikir.

Direnç yasasının direncini kırmak için  öncelikle hareketlerimizi, konuşmalarımızı ve bakış açımızı gözden geçirip şikayet etmeyi bırakabiliriz. Korkularımızla yüzleşip birkaç soruyla bu davranışımızdan  kurtulabiliriz. Enerjimizi,  kelimeleri  ve düşünceleri dikkatle seçerek olmasını  istediğimiz şeye yöneltmeliyiz.  Asla aradığım eşi bulamayacağım yerine,  Kendime uygun bir eşi hak ediyorum. Şeklinde düşünmek ve  söylemek  daha uygun olacaktır. Hasta olmak  istemiyorum, yerine sağlıklı olmayı seçiyorum gibi cümleleri çoğaltabiliriz. #direnmeyin hayat olduğu gibi içinizden aksın..

Sevgilerimle…

Yaşam Koçu 
Özlem YAŞAR

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayımlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir

Yazı yorumu